Din-İslamSon Dakika Gelişmeleri

İslam dinindeki tabular çoğu kez Kur-an’ın dışında üretilmiş yasaklardır

İslam dinindeki tabular yeniden konuşulurken kamuoyu hangisinin metinden hangisinin gelenekten geldiğini merak ediyor. Dokunulmaz sayılan birçok kuralın kaynağı henüz açıkça ayrıştırılmış değil. Bu ayrışmanın inancı sarsacağı mı yoksa arındıracağı mı sorusu zihinleri meşgul ediyor. Asıl heyecan sözcüğün ve yasağın gerçek sahibini bulmakta gizleniyor.

İslam dinindeki tabular çoğu zaman kutsal Kur-an’ın kendisinden değil sonradan örülen bir örtüden doğar. Kuran-ı Kerim inananı düşünmeye, sormaya ve ölçü koymaya çağırırken toplumda bazı konulara yaklaşmak bile suç gibi görülür. Atalardan kalan pratik bir kez kutsal ilan edilince üzerine konuşmak küfür sanılır. Oysa küfür ile soru birbirinden ayrı işlerdir.

Pis suyla temizlik yapılamayacağı ve terkibi bozulmuş ilacın şifa vermeyeceği benzetmesi bu noktada yeniden anlam kazanır. Yazının ilerleyen bölümlerinde tabunun dindeki kaynağı ve anlam kayması, atalar dini ile metnin ayrışması, sorgulanmayan yasakların toplumsal bedeli ve metne dönüşün ahlaki çıktısı ele alınacaktır. Bu örtünün nasıl örüldüğü görüldüğünde tartışmanın yönü de değişir.

Tabunun Dindeki Kaynağı ve Anlam Kayması

Tabu sözcüğü din diline sonradan girmiş bir perdedir. Perde bir yasağı korumak için değil sorgulamayı durdurmak için gerilir. Kutsal metin haramı ve helali açıkça sayar. Açıkça sayılmayanı sonsuz yasak haline getirmek metne ek yapmaktır. Ek yapıldıkça dinin içinde ikinci bir din büyür. İkinci din mesnetsiz fıkıhla beslenir. Beslenen fıkıh zamanla metnin önüne geçer.

Birçok anlatıda İslam dinindeki tabular listesi yemek, giysi, ses, resim, selamlaşma ve ev içi adetlere kadar uzar. Listenin bir kısmı ahlakî tedbirdir. Bir kısmı ise tarihsel örfün din diye paketlenmesidir. Örf paketlenince nesil onu vahiy sanır. Vahiy sanılan şey sorgulanamayınca hata da büyür. Büyüyen hata inancın yüzünü sertleştirir. Sertleşen yüz başkasını değil kendi evladını da korkutur.

Klasik eserlerde sıkça tekrarlanan yasaklar çoğu zaman rivayet yığınına dayanır. Rivayet yığını metinle çeliştiğinde tercih genellikle yığından yana yapılır. Tercih böyle olunca sözlük katmanı unutulur. Unutulan katman mealde de kayar. Kaymış meal vaazda kilitlenir. Kilitlenen vaaz tabuyu çelikleştirir. Çelikleşen tabu artık tartışılmaz sayılır.

Metni kendi bütünlüğü içinde okuyanlar İslam dinindeki tabular iddiasının bir kısmının Kuran sayfalarında karşılık bulmadığını görür. Karşılık bulmayan iddia hüküm gibi dayatılmamalıdır. Dayatma inananı ikiyüzlüleştirir. İkiyüzlüleşen hayat dışarıya da örnek olamaz. Örnek olamayan inanç yalnızca miras gibi taşınır. Miras gibi taşınan inanç canlılığını yitirir. Canlılık sözcüğün aslına dönmekle geri gelir.

Tarihsel şehir hayatında kimi adetler düzeni korumak için doğmuş olabilir. Doğmuş adet dönemsel ihtiyaçtır. İhtiyaç bitince kuralın kutsallığı da bitmelidir. Bitmezse kural insanı ezer. Ezilen insan dinden değil zulüm sanısından kaçınır. Kaçış inancı değil yorgunluğu gösterir. Yorgunluk artınca tabu da işe yaramaz.

Atalar Dini ile Kur-an’ın Ayrışması

Kutsal metin (Kur-an) ataların izinden körü körüne gitmeyi eleştirir. Bu eleştiri İslam dinindeki tabular tartışmasının omurgasıdır. Baba ne yaptıysa o doğrudur demek aklı askıya almaktır. Akıl askıya alınınca vahiy de duyulmaz. Duyulmayan vahiy yerine ezber geçer. Ezber çoğaldıkça soru seyrekleşir. Seyrekleşen soru tabuyu semirtir.

Klasik literatürde konuşulmayan hükümler çoğu kez toplumsal itibarı korumak için örtülmüştür. Örtü kalkınca bazı yasakların metinle bağı zayıf çıkar. Bağı zayıf olan kuralı savunmak için sert dil kullanılır. Sert dil delil yerine geçer sanılır. Sanı delil olmaz. Delil olmayınca inanan içinden şüphe biriktirir. Biriken şüphe bir gün toptan patlar.

Birçok vaaz dokunulmaz sayılan kurallar listesini iman ölçüsü gibi sunar. Sunulan ölçü metnin ölçüsü değildir. Metnin ölçüsü açık emir, açık yasak ve açık ahlaktır. Açık olmayanı kapatmak alimin işi değil yorumcunun ihtiyacıdır. İhtiyaç hükümleştirilince toplum nefes alamaz. Nefes alamayan toplum dindar görünür fakat düşünmez.

Din eğitiminde bu ayrımın öğretilmesi toplumsal güveni doğrudan etkiler. Yanlış aktarılan bir yasak gençte hem isyan hem ikiyüzlülük üretir. İsyan büyüdüğünde hedef metin değil gelenek olur. Gelenek hedef olunca tartışma verimsizleşir. Verimsiz tartışma yerine sözlük ve bağlam çalışması gerekir. Çalışma meal heyetlerini de zorlar. Zorlanan heyet metne yaklaşırsa toplum da rahatlar.

Sorgulanmayan Yasakların Toplumsal Bedeli

Aile içinde İslam dinindeki tabular çoğu kez kadın bedeni, evlilik ve komşuluk üzerinden işler. İşleyen kural bazen ahlakı korur bazen de kişiyi ezer. Ezme ile koruma birbirine karışınca adalet kaybolur. Kaybolan adalet dini değil töreyi güçlendirir. Güçlenen töre zayıf olanı daha çok bağlar. Bağlanan kişi inancı yük gibi taşır. Yük ağırlaşınca kaçış başlar.

Toplumsal ahlak açısından İslam dinindeki tabular anlatısı inancın kamusal yüzünü sertleştirir. Sert yüz dışarıdan bakana soğuk gelir. Soğuk gelen pratik kimseyi güzelliğe çağırmaz. Çağrı olmayınca din yalnızca içeride devinir. İçeride devinen din kendi çelişkisini göremez. Göremeyen toplum başkasına da örnek olamaz. Örnek olamama en pahalı bedeldir.

Metnin bütününde kutsal kabul edilen perdeler bazen zina, zulüm, yalan ve ölçü bozma gibi gerçek yasakların önünü keser. Önü kesilen gerçek yasak gündelik hayatta serbestleşir. Serbestleşen büyük günah küçük adetin gölgesinde kaybolur. Kaybolan büyük günah toplumu içeriden çürütür. Çürüme artınca tabu da işe yaramaz hale gelir. İşe yaramayan tabu yalnızca korku üretir. Korku iman değildir.

Aile hukuku ve eğitim alanında sorgulanmayan gelenekler çocuğun soru sorma hakkını kısar. Kısılan hak ileride ya isyan ya suskunluk doğurur. İki uç da sağlıklı dindarlık değildir. Sağlıklı dindarlık ölçüyü metinden alır. Metinden alınan ölçü insana nefes bırakır. Nefes bırakan ölçü kalıcı olur. Kalıcı ölçü tabuya ihtiyaç duymaz.

Sektörel olarak dinî yayıncılık ve vaaz dili bu perdeleri sürekli yeniden üretir. Üretim arttıkça soru seyrekleşir. Seyrek soru piyasayı da tek sesli yapar. Tek sesli piyasa hatayı düzeltmez. Düzeltilmeyen hata nesle aktarılır. Aktarılan hata bir süre sonra kimlik olur. Kimlikleşen hata tartışmayı imkânsızlaştırır.

Uzmanlar bu yüzden meal dilinin sadeleşmesini ve yasak listelerinin ayet ayet denetlenmesini önerir. Öneri alınırsa haram olan gerçekten haram kalır. Helal olan da şüpheden kurtulur. Kurtulan alan gündelik hayatı rahatlatır. Rahatlayan hayat inancı sevimli kılar. Sevimli inanç davet eder. Davet etmeyen inanç ise yalnızca savunur.

Metne Dönüşün Ahlaki ve Eğitsel Çıktısı

Dönüş meal revizyonu, vaazın sadeleşmesi ve hukuk dilinin arınmasıyla mümkün olur. Bu üç adım alınacak en somut önlemler arasında durur. Önlem alınmazsa kirli suyla temizlik çabası sürer. Süren çaba hem zaman hem itibar tüketir. Tüketilen itibar genci metinden uzaklaştırır. Uzaklaşan genç ya kayıtsızlaşır ya başka kapı arar. Aranan kapı çoğu kez metnin kapısı olmaz.

Mirasa indirgenmiş bir inanç canlılığını yitirir. Canlılık emre dönmekle geri gelir. Emre dönüş tabuyu küçültmez hakkı büyütür. Hak büyüyünce gereksiz perde iner. İnen perde insanın yüzünü açar. Açılan yüz soruya tahammül eder. Tahammül imanî olgunluktur.

Sonuç olarak tartışmanın asıl konusu bir kültür kavgası değildir. Asıl konu inancın ahlaki yüzünün yeniden görünür kılınmasıdır. Görünürlük sözcüğe ve açık yasağa sadakatle sağlanır. Sadakat oluşursa büyük günah yerli yerine oturur, küçük adet kutsallıktan çıkar, insan nefes alır. Nefes alan toplum metni yeniden yaşar. Yaşanan metin kendi çağına hitap eder. Hitap eden metin tabuya ihtiyaç duymaz.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın